EREN

[Ana Sayfa][English]

Ahmet İnam'ın izniyle yayınlanmıştır, teşekkür ederiz.

Eren

Hangi yaşamın erenleriyiz? Hangi yaşamın yolcuları? Nereye doğru yürüyoruz? Böyle sorular tuhaf mı geliyor size? Öyleyse gerenler densiniz. Durup yaşamınızı seyredecek, onu yeniden gözden geçirecek gönlünüz yok. "Sırası mı böyle soruların?" diyorsunuz belki. Peki, bu gerginlik niye? Neden geriyorsunuz kendinizi? Yaşamınızı? Günlük yaşamın sorunlarının örtüp, kararttığı gerçeklerin olabileceği hiç aklınıza gelmedi demek ki.

Öyle insanlar var: Efsanelerde, kutsallığın yoğunlaştığı destanlarda, din merkezli kültürlerde. Günlük yaşamın vıdı vıdısından, pılı pırtısının dışında anlam deren insanlar. Çağdaş dünyada da var. Erenler.

Yolda olduğunu farkedenler. Bir yere doğru yürüdüğünü farkedenler. "Yolda bir hedefe doğru yürümek" sözü, çoğunluk dinsel öğretilerin yaslandığı anlatım kalıplarından. Erenlik dinsel kültürün tekelinde değil ki! Evrenin gizlerine doğru yürümenin sınırsız, bitimsiz yolları var. Yürünecek yolların çeşitliliği, insan olabilmenin önemli olanaklarından. İnsanın kendini gerçekleştirmesinin, bu dünyada varolabilmesinin, evrene sesini duyurabilmesinin o denli çok yolu var ki! Sorun insanın bu yollar zenginliğini kavrayamayışında, kavrasa da gerçekleştiremeyişinde. Dönem dönem yaşadığı derin sarsıntılarda (savaşlar, doğal afetler, salgın hastalıklar, yoğun siyasal cinayetler, zulümler gibi...) kendini çaresiz, yoksul olarak algıladığına tanık oluyoruz. O dönemlerin yolda olan, yolda yürüyenleri yollar sunuyorlar birlikte yaşadıkları insanlara. Zenginlikler sunuyorlar. "Yollar bitmedi, çare tükenmedi" diyorlar. İnsan yaşadıkça çare hep vardır, ölüm de olsa.

Teknoloji, bir çare arayışı idi. "Bitmedi daha, yürünecek yollar var, çözebiliriz" iletisi idi, insanın insanı. Ölümle yaşam bitmiyor. Ölen bireyler, hatta türler ölüyor, yaşam sürüyor. Yaşamı öldüremezsiniz. Bütün şiddeti ve dehşetiyle kayaların, lavların içinden çıkar gelir. Erenin demek istediği belki de odur: Yaşamın sunduğu olanakları tanıyalım ve yürüyelim. Yaşamak yolda olmaktır. (Felsefe yolda olmaktır diyen, dayım Jaspers'in kulakları çınlasın!) Yolu, bindiği taşıdın yolu olarak anlayan çağdaş insana yürüdüğü yolları anımsatmalı: Yürüyorsun. Yoldasın. Belediyelerin döşediği bu yaşam içine batmış, yollarda değil, ötede bir yolda. Dünyan bu kadar değil, sen bu kadar değilsin. Yolunu tanı.

Yolunu tanıyıp, yürüyebilene, yürümeyi göze alabilene "eren" diyorum.

Neden "eren"? Nereye ermiş? Yol hangi yol? Belki de o bir ceren. Öylesine saf, yolunda yürümekten. "Ermiş" değil, eren. Erememiş, ermeye çabalayan, ermeye, erişmeye doğru yürüyen. Döşenmiş yollardan değil. Hiçbir eren asfaltta yürümez. Erenin yolu arkasındadır. Önü yürünmemiş bilinmezliklerle doludur. Eren, izleyen, ardında giden değildir. Elbette kültürünün, toplumunun değerlerini tanır, sayar. Onları, onlara zenginlik getirecek biçimde yorumlar, onların yürüneceği yeni yollar sunar.

Erenlere ne çok gereksinimimiz var! Sıkışmışız daracık yaşamlarımızda! Yaşamımıza temiz hava getirecek, pencerelerimizden içeriye taze kır havası dolduracaklar.

Kim olursan ol, eren ol! Böyle bir buyruk, belki hiçbir kitapta yazmıyor. Havalandıralım yaşamlarımızı. Daracık, sıkışmış, çoğu kez pis kokan. Yaşam var evrende. Yaşama dönelim. Yeni yollar arayalım. Yürüyelim. Erişmeye çabalayalım. Varamazsak, bir daha. Aynı yolu ya da yeni yolları. Yollar bitmez. Yaşamak yolda olmak demektir. Umut tükenmez. Sakın ola, umut dangalağı değiliz. İktidarın aldatmaya çalıştığı iyimser enayilerden asla değiliz! Yol çetin. Yol zor. Ama hiçbir zulüm, hiçbir güç içimizdeki varolma aşkını ortadan kaldıramaz.

Erebiliriz. İçimizin özgürlüğü ile. Bilimle. Teknolojiyle. Kültürümüzün, yaşam biçimimizin olanca zenginliği ile. İnsanız biz. Tükenmeyiz. Yaşam tükenmez.

Tarih tüketmeye çalışanların mezarlarıyla dolu.

Taze yaşamların, canlı düşüncelerin, heyecanlı duyguların erenleriyiz. Her iktidar bizden korkmalı. Yaşam adına hesap sorarlar. Bilimden. Teknolojiden. Şiirden.

Yoldayız. Sakın ola, korkmayalım. Bir gün varacağız. Yaşamanın, has yaşamaların erenleriyiz.

Ahmet İnam

Gönülden Bilime

22 Eylül 2001 tarihli Cumhuriyet Bilim Teknik Dergisi; 9. Sayfa

[Garip] [Mahzun] [Çelebi] [Hınzır] [Hıyar] [Hışır] [Eren]