GARİP
Ahmet İnam'ın izniyle yayınlanmıştır, teşekkür ederiz.
Garip, garip duruyor hayatımızda!
Garipler her çağda azdılar. Çağlarındaki haksızlığı, zulmü, kabalığı anladılar. Hıyarları tanıdılar, onlara
tahammül ettiler, anladılar. Garipler, tuhaf insanları olarak kaldı, çağlarının. Sınıflandırılamadılar.
Saraydan da gelebiliyorlardı, sokaktan da. Bu dünyanın yabancılarıydılar; dikiş tutturamayanları. Elbette
tutunamadılar. Her tutunamayan garip değildir ama, her garip, tutunamayandır. Zekâları, yetenekleri
yetmediği için değil yaşam mantıkları bu dünyanın yaşam mantığına uymadığı için "dışarıda" kaldılar.
"Marjinal" değillerdi. Marjinallik "entelektüel" vıdı vıdıcıların kendilerine yakıştırdığı rütbeydi; entelektüel
ise daha baştan garipliği yitirendir.
Garip, harbî insandır, olduğu gibi olandır. Daha başka nasıl olunduğunu bilmeyen. Kendiliğindeni öylece.
Yalnızlığı belki ondandır. Yapayalnızdır. Çevresindeki insanlarla, birlikte. İçine kapanık, uyumsuz,
suratsız biri gibi gelmez garip bana. İnsanlar arasında dolaşır. İşi gücü de vardır. Kravat bile takabilir.
Kendini belli etmeyenlerdendir. Sıradan, basmakalıp görünür. (İsteyerek değil, görüntüsü makyaj
değildir.) Bildiğini zorlanmadıkça söylemez. İki de bir kendini ileri sürmez.
Kendisiyle karşılaştığı için, kendisiyle diyaloğu, iletişimi, muhabbeti, hesaplaşması olduğu için hıyar
insanın tam zıttıdır. Hıyarlar çoğaldıkça garipler azalır. Az oluşları elbette, hıyar nüfusunun artışı değildir,
yalnızca. Garip, hıyarı, hıyar gibi göremez. Olgunlaşmamış, ham, sevilesi bir varlıktır hıyar. Garibin
hıyarlarla bir zoru, bir derdi, bir alışverişi yoktur. Dünya bir gurbettir. İçinde gurbeti taşır garip. Hep
yabanda, hep uzakta, hep bir başına, hep yapayalnızdır. İnsanları kırmamak için, istemediği görüntülere
bürünebilir zaman zaman. Ticaretle uğraşabilir. Sporcu olabilir. Memurluk yapabilir. Hep iğreti durur,
girdiği işlerde. Kendi gibi olanlara rastlarsa, yalnızlığını paylaşmak isteyebilir. Büyük beklentileri, hırsları,
tutkuları olmadığı için, hayal kırıklıkları yaşamaz. Kendini terkeden, sözünde durmayıp onu aldatan
dostlarının ardından ilenmez. Kızmanın anlamsızlığını bilir. "Bütün insanlar nankör", "Herkes hıyar",
"Türkiye batıyor" demez. İyimserdir. Umudu, iyimserliği ahlakıdır onun. Evrenin, tüm çirkinlikleri,
çelişkileri, haksızlıkları, sömürüleri, içine alıp, yeni soluklarla yeni canlar ortaya koyacak mucizeler
taşıdığına inanır. İnsana güvenir. Güveni, çaresizliğinin son durağıdır. Evrendeki varoluş hırsının yarattığı
hasarı bilir. Bilinçlidir. Bilinçsiz garip olamaz.
Garip, elbette garip edebiyatı yapmaz. Açık oturumlarda, konferanslarda, televizyonlarda "garip" üzerine
konuşup, geçimini sağlamaz. Garip, garip olduğunu, "kendiliğinden" bilir. Benim gibi entelektüel
bozuntularının anlattığı gibi anlatmaz kendini. Çok satan kitapları imzalayan, ünlü insanlardan değildir.
Bu düzenin elinden nasıl kurtulmuştur? Kurtulmamaya çalışarak! Düzenle, "garip", bir uyuma girmiş
görüntükleri için, düzen onları farkedememiştir. Nara atıp, karga etmedikleri; kendilerini, inançlarını,
bilgilerini abartmadıkları; sevgilerin sıcaklığını duyup, hesabî yanlarını görmezden geldikleri; herkesi
kendi farklılıkları içinde "öyle" kabul ettikleri; içlerindeki sonsuzluğu keşfedebildikleri; sıradanlığı,
basitliği, sığlığı, abartılmış bilgiçlikleri, kabalığı farkederek, içlerindeki sonsuzluğu, dışlarındaki
sonsuzlukla birleştirebildikleri; günlük tartışmaların, moda olmuş geçici görüşlerin, paranın (yoksuldur
garip!) ünün, her türlü darlaştırıcı bağımlılığın uzağında kaldıkları için gariptirler. Kendilerinden
bakabilirler. Kendi pencerelerinden. Kendi varoluş zeminlerinden. Kavramlara bulanmış, yaşamda
onlarla birlikte yaşamayan bilgileri, bilim adına, felsefe adına, teknoloji adına yapılan nice ukalakları ince
bir gülümsemeyle önemsemezler.
Garipler ne bankalarda yönetici ne yüksek düzeyde devlet memuru ne herhangi bir üniversitede
akademisyen olabilirler. Olmak istemezler. Elbette hiçbir gazetede köşe yazarı olmak akıllarından
geçmemiştir.
Hiç garip gördünüz mü? Tarihte ve zamanımızda. Varlar. Belki bazılarımız onları uzaylı sanıp, taşlıyor
olabilirler.
Ahmet İnam
Gönülden Bilime
7 Temmuz 2001 tarihli Cumhuriyet Bilim Teknik Dergisi; 9. Sayfa