HINZIR
Ahmet İnam'ın izniyle yayınlanmıştır, teşekkür ederiz.
Hınzırlar
Teknoloji yoğun dünya değişiyor hızla. Akıl diye bildiğimiz, "tek" olduğunu sandığımız gücümüz bileşenlerine ayrılıyor: Ben yazılarımda adlarını anıp duruyorum, teorik akılın yanında, denetleyen, anlayan, şiirleyen, erotik, bağlanan, eleştiren akıllar, ortak akılla düzenleniyor. Akıl bölünmesi ya da çoğalmasının ardında, farklı boyutlarıyla çeşitli insan tipleri oluşuyor! Bunlardan biri de "hınzır" insan tipi!
Hınzır, zeki, çok zeki insandır. Zekâsı, onu seçeneklere, bulduğunla yetinmemeye götürür. Kendisine öğretileni, verileni hızla kavrar, çerçevesini çizer kafasında. Bu çerçeveyi irdelemeye başlar, didikler. Sorgular.
Eski Yunan'da sofistler hınzırdılar. İnançsız hınzırlar! Her savı çıkar karşılığında savunabilirlerdi. Tartışmayı, araştırmayı bir oyun olarak görenlere "hınzır" diyemeyiz. Hınzır, bir hedefin, bir kaygının, bir inancın ardındadır. Sokrates bir hınzırdı. "Hakikat"ın peşine düştüğü için! Toplumunun inançlarıyla yetinmediği, onları sorgulamayı seçtiğinden. Üstelik, kullandığı ironi, hınzırlığını pekiştiren bir özelliğidir:
"Bilmiyorum" der, örneğin. Amacı, bildiğini sanan insanların, bilgi sanılarını çürütmek, onları araştırmaya itmektir.
Her araştırmacı hınzır değildir. Her aydın, her entelektüel, her bilim adamı, her sanatçı. Hınzır, çağından, çağındaki kültürel ve bilgi ortamından rahatsız olanlardır. Memnun, yetinen, hoşnut kalan, kabul eden, verileni irdelemekten kolayca vazgeçen hınzır olamaz.
Hınzır, zoru olandır. Derdi olan. Taklit eden, basmakalıp görüşler içinde kalakalan, memur zihniyetli insan hınzır değildir. Basmakalıp insan kurnaz olabilir ama hınzır olamaz.
Benim hüsnü kuruntularımdan biri de hınzır olduğumu sanmamdır. Hınzır insanları severim. Onların seçenekli dünya arayışlarına vurgunumdur. (Örneğin Fayerabend!, Nietzsche!) Hınzırın ahlaksızına domuz diyorum. Zekâsı dünyayı çabuk kavramaya götürür onları; düzenin zayıf yanlarını çabucak görüverir, bu zayıf yanlarından yararlanmaya çalışırlar. Ülkemizde bunlardan çok sayıda vardır. Bankaları, kurumları soyanlar, ticarette farkedilmeyeceğini düşündükleri hilelerle para kazananlar, hınzırın ahlaksızıdırlar. Bilim ve sanat alanlarında da ahlaksız hınzırlar vardır. Kurnazlıkla doktora tezi yazan, insan ilişkilerini başarabildiği için akademik merdivenleri tırmanan akademisyenler bu gruba girer.
Zekâ ve kurnazlıkla sanki "ustaymış" gibi şiir yazan şairler var edebiyatımızda. Adı ünlüye çıkmış nice ahlaksız hınzıra her çağda rastlayabilirsiniz.
Hınzırları severim, domuza dönüşmemişlerse. Masum hınzırlar, dünyamızın kokuşmasını engellerler. Tez elden, basmakalıp, üstünkörü çözümleri sevmezler. Hınzır kuşkuyla bakar önerilere: Kandırılmaktan, aldatılmaktan korkar. Kuşkusu, sağlıksız bir kuşku değildir. Araştırmayı, yeniden gözden geçirmeyi sağlar.
Söylediklerimden, filozofun, saygın sanatçının hınzır olması gerektiği sonucunu çıkarabilirsiniz. Karşı çıkmam bu görüşünüze. Ben filozofun hınzırını, sanatçının hınzırını severim. Saf, çocuksu, tertemiz, pırıl pırıl olanlarına da (örneğin felsefede Spinoza, bizim şiirimizde Behçet Necatigil!) saygı duyarım, hayran olurum. (Örneğin, yine felsefede Husserl böyle bir masum, çocuksu filozoftur! Rousseau, Derrida hınzırdır! Nedense Einstein bana çocuksu yanlarına karşın hınzır biri gibi gelir!)
Hınzırın Türkçemizde olumsuz çağrışımları yok değil! Bu çağrışımların olumsuz etkilerini azaltmak amacıyla, bir hınzırlık ahlakından, adâbından söz edebiliriz. Hınzırlıkla, daha önce söylediğim gibi kurnazlığı birbirinden ayırmak gerekir. Hınzırla domuzu. Hınzır, olumlu yorumuyla erdemli biridir. Çerçeveleri kıran, çerçeveler içindeki tutarsızlıkları farkeden, eleştiriyi, bakış genişliğini seven insanlardır.
Hınzırların zekâsı, teknoloji ve bilimin gelişiminde çok gerekli. Sakın yalnız bıkakılmamalı. Hınzır insana, duygu zenginliği, bakış genişliği, sevgi coşkusu gerekli.
Hınzırlığımızı geliştirelim. Her insanın hınzırlık donanımı var. İnsan olma çabamızda, diğer yetilerimizle birleştirilip, terbiye edilebildiğinde insanlığa katkısı olabilir. Yoksa, bu savımda da bir kurnazlık olmasın?
Ahmet İnam
Gönülden Bilime
11 Ağustos 2001 tarihli Cumhuriyet Bilim Teknik Dergisi; 9. Sayfa